Meme Kanseri


 

Meme Kanseri Nedir

Meme kanseri, genellik ile kadınlarda görülen fakat nadiren erkeklerde de rastlanabilen göğüs bölgesinde bulunan hücrelerin olması gerekenden fazla çoğalıp tümörü oluşturması ile ortaya çıkar. Bu tümör zaman ile büyüyüp kendi kendimize fark edebileceğimiz boyuta ulaşabilir.

Bayanlarda daha yaygın olan bu hastalık, muayene sırasında yada elimiz ile göğüsümüze dokunduğumuzda hissedebileceğimiz sertlikler meydana getirir. Bu tümörler genellik ile iyi huylu olup kansere yol açmaz iken, kötü huylu olarak tabir edilen tümörler ise meme kanserine yol açıp göğsün alınmasına kadar ilerleyebilir.

Kanserli hücreler farklı organlara sıçrayabilir ve bu bulgular genellik ile akciğer ve omurgada ortaya çıkar. Tümörler, göğüs içerisinde rahatlık ile hareket edebilir. Bazı kişilerde herhangi bir rahatsızlık yok iken ortaya çıkabilir ve belirtilerin olmaması göğüs kanserinin olmadığı anlamına gelmez. Kendi kendimize anlayabileceğimiz herhangi bir bulgu yokken bile meme kanserine yakalanmış olabiliriz. Bu tanı sadece çekilecek olan mamografi ile konulabilir.

MEME KANSERİNİN BELİRTİLERİ

Genetik olabileceği gibi kişisel bir hastalık olan meme kanseri birçok şekilde kendini belli edebilir. Örneğin;

  • Göğüs ucunda içeriye doğru çökme ve akıntı ( bu akıntı kanlı veya saydam bir sıvı şeklinde olabilir.)
  • Omuz altında veya göğüste şişlik ve sertlikler,
  • Göğüste renk değişikliği ve asimetrik bozukluk ( reknk değişikliği kızarıklık olarak karşımıza çıkar ve göğüsün dış görünümünde bozukluklar meydana gelir.)
  • Göğüsün selülit varmış gibi görünmesi ( portakal görünüm)
  • Meme ucunda soyulma ve deri dökülmesi

Bu belirtilerin sadece biri dahi olsa bile mutlaka doktor muayenesi olunmalıdır. Her hastalıkta olduğu gibi meme kanserinde de erken tanı önemlidir. Menapoz dönemindeki kadınlarda daha yaygın görülebilir fakat genç kadınlarda da görülebileceği unutulmamalıdır.

MEME KANSERİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Süt bezleri kanseri (lobüler kanser) ve süt kanallarında görülen kanser ( duktal kanser) olmak üzere iki tip meme kanseri vardır. En yaygını süt kanallarında görülen kanserdir. 3. bir çeşit olarak hem süt bezlerinde hemde süt kanallarında görülebilen iltihaplı kanserden söz edilebilir. Fakat bu pek yaygın değildir.

Hastalığın tedavi süreci ise meme kanserinin boyutuna yani evresine göre farklılarşır. Bu tedavi yöntemleri çeşitlidir ve bir hasta birkaç tedavi yöntemi ile kanseri yenebilir. 2 çeşit tedavi grubu vardır.

1. Sistematik Tedavi

a. Kemoterapi: Kanserli hücrelerin çoğalmasını önlemek için kansere karşı ilaçlar kullanarak yapılan tedavidir. Radyo terapi ile birlikte uygulanır. Hastalığın evrelerine göre uygulanacak olan kemoterapi seanslarında değişiklikler olabilir.

b. Hormon Terapisi: Kemoterapi uygulamasının yanında östrojene duyarlı tümörler için, östrojene benzeyen fakat daha baskın olarak verilen bir ilaçlı tedavi yöntemidir. Menapoz evresindeki  ve kanserli hücrelere sahip olan kadınlarda uygulanır.

c. Biyolojik Tedavi: Herhangi bir yan etkisi bulunmayan biyolojik tedavi cerrahi aşamayı atlatmış kişilerde daha etkilidir. Hastalar daha kolay kabullenir. İleri derecede meme kanseri olan hastalarda %60 oranında iyileşme görülmüştür.

2. Lokal Tedavi

a. Ameliyat: Meme kanseri teşhisi konulduktan sonra tümörün mutlaka alınması gerekir. Ameliyat olunmaz ise tümör büyümeye ve diğer organlara sıçramaya devam eder. Bu da ölümcül sonuçlara yol açabilir.

b. Radyoterapi: Işın tedavisi olarakta adlandırılan radyoterapi, kanserli hücrelere yönelik olarak uygulanan bir radyasyon tedavisidir. Herhangi bir ameliyat aşaması içermeyen bu tedavi tamamen kanserli bölgeye uygulanan radyoaktif ışınlar ile gerçekleştirilir. Bu ışınlar kanserli hücrelerin ölmesine veya çoğalmasının yavaşlamasına sebep olur.

MEME KANSERİ OLAN KİŞİLER NASIL BESLENMELİ?

Tüm kanser hücreleri aynı şekilde çoğalır ve genellik ile beslenme şartlarıda buna göre birbirine benzer. Ülkemizde meme kanseri, akciğer kanserinden sonra 2. sırada gelir ve dünyada 15 milyon insan her yıl bu sebepten dolayı hayatını kayıp etmektedir.

Bol su tüketimi ve C vitamini şarttır. Bağışıklık sistemini güçlendirecek gıdalar yenilmelidir. Baklagil tüketilmeli, zerdeçal ve çörek otu çaylara katılarak içilmelidir. Kızartma yenmemelidir.

Çünkü yağlarda bulunan palm yağı kanserojen maddeler içermekte aynı zamanda kısırlığa da yol açmaktadır. Mümkün olduğunca süt ürünleri tüketilmeli,  özellik ile yoğurt süt ürünlerinin başında gelir. Bunun sebebi vücudu arındırması ve temizlemesidir.

Hem kanserli hücrelerin oluşumuna engel olur hemde vücudu gençleştirir.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , ,
Eklenme Tarihi: 27 Ocak 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın